ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR








İlk hac kafilesi uğurlandı
İlk hac kafilesi uğurlandı
Kılıçdaroğlu'na tazminat kararı
Kılıçdaroğlu'na tazminat kararı
AB'den Google'a rekor ceza
AB'den Google'a rekor ceza
Devlet sırrını ele geçirdikleri tescillendi
Devlet sırrını ele geçirdikleri tescillendi
PKK'nın faaliyetleri bitme noktasında
PKK'nın faaliyetleri bitme noktasında
HABERLER>RÖPORTAJ
15 Haziran 2018 Cuma - 07:57

Reklam yazarı kelimelerden yeni bir dünya yaratır

Reklam yazarı Tuğçe Karakurt ile mesleği ve reklam sektörü üzerine sohbet ettik. Karakurt, “Bir yazarın hep düşünmesi gerekir” diyerek, reklam yazarının düşünen, kelimeleri birbirine çarpan ve o kelimelerden yeni bir dünya yaratan kişi olduğunu söyledi.

Reklam yazarı kelimelerden yeni bir dünya yaratır

SEDA TOLMAÇ


Kariyer yolculuğunu Ticari Hayat Gazetesi okurları için anlatan, reklam yazarlığı ve sektörü hakkında bilgi veren Tuğçe Karakurt, sanatın teknolojiyle buluştuğu ortama duyduğu ilginin, kariyer yolculuğunu başlattığını dile getirdi. Karakurt, reklam yazarının öncelikle dil bilgisi kadar işitsel ve görsel becerilere de sahip olması gerektiği belirtti.
“Günümüzde reklamın açık açık değil, bir konu içerisine zekice yedirilmiş hali insanların daha çok dikkatini çekiyor” diyen Karakurt ile hem reklam sektörünün merak edilenlerini hem de mesleğinin detaylarını konuştuk. 

Önce Tuğçe’yi tanıyalım. Sonra metin yazarı Tuğçe kimdir, kariyeri nasıl başladı ve şu an neler yapıyor onu öğrenelim?
Standart bir şekilde doğduğum yerden, nereli olduğumdan ve kaç yaşımda olduğumdan başlayabiliriz galiba. 13 Aralık 1993, İstanbul, Kadıköy doğumluyum. Aslen Amasyalı olsam da maalesef ki memleketimi görme şansım bu zamana kadar hiç olmadı. Klişe olacak ama doğma büyüme İstanbullu olduğumu söyleyebilirim. Ancak sonrasında da Kıbrıs’a okumaya giderek, galiba tüm ailemi orada yaşamak konusunda gaza getirmeyi başardım. Takip edilmeyi sevmiyor olacağım ki kendimi birden Ankara’da buldum. Sonuç olarak, İstanbul’da doğmuş büyümüş, ancak şu anda geriye kalan tüm ailesi Kıbrıs’ta yaşayan ve tüm bu çelişkilerin ortasında Ankara’da ikamet edip çalışan, 20’li yaşlarının başında bir genç olduğumu söyleyebilirim. 
Bunların akabinde de esas mevzumuz olan iş hayatıma değinebilirim. Metin yazarı değil aslında reklam yazarıyım. İkisi arasındaki fark ne diyecek olursak, galiba en basit tabiri ile şöyle açıklayabilirim: 
“Metin yazarı dediğimiz kişi aslında tam anlamıyla metinden sorumlu, yazım kurallarına fazlasıyla dikkat eden, dil bilgisi kurallarıyla yaşamını sürdüren biri diyebiliriz. Ancak reklam yazarı dediğimizde sadece bunlarla sınırlı kalmayıp, işin görsel noktalarına da hâkim olması gereken, gerektiğinde fikir bulup hayata geçirebilecek, bir nevi bir işin projelendirme aşamasında aktif rol alabilecek biri olduğunu söyleyebiliriz. Bakıldığında her iki taraf aynıymış gibi görünse de reklam yazarlarının dil bilgisi kadar görsel ve işitsel becerilere de sahip olması gerektiğini belirtmemiz gerekir diye düşünüyorum.
Bu kısa betimlememin ardından kariyerimin nasıl başladığına değinmem gerekirse, o kısmın biraz karmaşık olduğunu söyleyebilirim. Şöyle ki ben aslında hep sanat camiasında yer almak istemiştim. Lisede her ne kadar sayısal okumuş ve dereceyle mezun olmuş olsam da, en büyük hayali Mimar Sinan Üniversitesi’nde Endüstri Ürünleri Tasarımı okumak olan bir gençtim. Ancak yetenek sınavlarını geçemedim ve üniversite hayatı ile aramızda kısa süreli bir küslük meydana geldi. İşte tam da o dönemde, çizime karşı duyduğum ilgiden ötürü, bir tanıdığımız vasıtası ile bir reklam ajansına stajyer olarak girdim. Sanatın teknoloji ile buluştuğu bu ortam beni oldukça etkilemişti. Büyük bir hevesle tasarım programları öğrenmeye çalışıyordum. Bir de üzerine 3DMax adlı şahane bir programla tanıştım ki o dönemde oynadığımız birçok oyunun aslında bu programla tasarlandığını öğrenince daha fazlasını keşfetmek istedim. Aslında bir nevi kariyer hayatım böyle başladı diyebiliriz. Üniversite hayatına verdiğim bir yıllık arada, reklam camiası içine girmek bir nevi geleceğimi şekillendirdi galiba. Sonrası işte üniversite, çalışma hayatı ve son durum Ankara, Grafikir. 

“Bir yazarın hep düşünmesi gerekir”

Reklam yazarlığı dediğimiz nedir? Reklam yazarı ne yapar? Hangi alanlarda çalışır?
Reklam yazarı, en temelde galiba yaratıcı fikir geliştirir. Düşünür, tartar, kelimeleri birbirine çarpar, yeni bir dünya yaratmaya çalışır. Bu çaba hiç bitmez, hem içerde hem dışarda… Başkaları ne yapar tam olarak bilemiyorum ancak, bir yazarın en temelde hep düşünmesi gerektiği kanaatindeyim. Herhangi bir şey olabilir bu. Ki yaptığımız işin içerisinde hep uçlar vardır, bir AVM için düşünürken birden resmi bir kurum için de düşünmek gerekebilir. Bu sebeple aslında herhangi bir alan sınırlaması yapılabileceğini düşünmüyorum. Uçsuz bucaksız bir dünyada, cevap bulabildiğimiz, düşünerek sonuca ulaştığımız (hatta bazen ulaşamadığımız ama düşünmeye devam ettiğimiz) konu başlıkları hakkında işler üretmeye çalışıyoruz diyelim.  

Reklam yazarı, reklam sektörü içerisinde belirlenen ürün hakkında yazdığı metni, hedef kitleye ulaştırırken nelere dikkat etmeli? Reklam yazarının “olmazsa olmazı” diyebileceğiniz nokta nedir?
Bir ürün, kampanya veya lansman, her ne olursa olsun, öncelikli olarak istenilenin ne olduğunu kavramak gerektiğini düşünüyorum. Gerek müşteri tarafının gerekse hedef kitlenin ne istediğini, neye tepki verebileceğini, içeriği okuduğunda ne anlayıp ne anlamayacağını, ne hissedip ne hissedemeyeceğini düşünmek gerekiyor. Bunun için de şahsi fikrim olarak gözlem yapmak gerekiyor. Ardından elde edilen verinin değerlendirilip hedef kitlenin algısına ve duygularına hitap eden bir taslak açığa çıkartılabiliyor. Bu bağlamda özellikle “ne istendiği” iyi anlaşılmalı, zaten sonrasında gerisi çorap söküğü gibi geliyor. 

 Reklam sektörü içerisinde bulunan herkesin yaratıcı ve üretken olması gerektiği söylenir. Bu noktada reklam yazarının yaratıcılığı konusunda neler söyleyebilirsiniz? Reklam yazarı nereye kadar yaratıcı çalışmalar ortaya koyabilir? Yaratıcılığını sınırlayan faktörler var mıdır?
Aslında önceki sorularda hep yazarın yaratıcı ve zekice tasarlanmış işlere imza atması gerektiğinden bahsettim. Ancak bazı zamanlarda kesinlikle yaratıcı olun(a)mayan işlerle de karşı karşıya kalınabiliyor tabii ki. Bizim işimizin de handikabı bu olsa gerek. Şöyle ki bazen sırf müşterinin isteği doğrultusunda hareket edilmesi gerektiği için bir işi daha farklı yaratabilecekken, daha farklı sonuçlandırdığımız oluyor tabii ki. Sonuçta her ne kadar yaratıcı işler yapmaya çalışsak da en kaba tabiri ile sanatı sanat için değil, sanatı yaşamak için icra etmeye çalışıyoruz. Bu sebeple de ister istemez yaratıcı düşünceleri durdurup istenileni yapmaya odaklanıyoruz. Bu tür durumlar çoğaldığında da yaratıcılık bir yerde, bir şekilde durabiliyor. Sürekli düşünceleri kısıtlamak zorunda kalındığında, kalıplaşabiliyor bizim sektörümüz. Ancak yine de öyle ya da böyle yaratıcı olunması gereken ve bu yaratıcılığın savunulması gereken bir sektörde olduğumuzu düşünüyorum. 

Çalışırken kendinizi en yaratıcı ve üretken hissettiğiniz zamanlardan bahsedersek? (“Bu olmadan çalışamam”, “yanımda şu olmalı” dediğiniz şeyler?)
Aslında bu tür kıstaslarım yok. Galiba herhangi bir yerde herhangi bir şekilde çalışabilirim. Ancak bazen fonda bir müzik olmadığında eksiklik hissettiğim olabiliyor. Bazen de herhangi bir ses olmamasına ihtiyaç duyabiliyorum. Bu aslında oldukça değişken bir durum. Ama “kesinlikle bu olmazsa yapamam, şu olmazsa olmaz” gibi bir kısıtlamam yok. 

Bir reklam yazarı olarak sektör içerisinde sizi zorlayan noktalar nelerdir?
Her sektörde olduğu gibi bizim sektörümüzün de birtakım zorlukları var tabii ki. Bir nevi hizmet sektöründe olduğumuzu düşünecek olursak, en temelde insanların bazen bizi bir makine gibi görmeleri hoş olmuyor diyebilirim. Bazen insan bir cümle bile kuramayacak hale gelebiliyor, ancak kısıtlı bir süre zarfında işin hemen teslim edilmesi zorunlu kılınabiliyor. Bu sanıyorum ki bizim sektörümüzün en zor tarafı olarak düşünülebilir. Aslında belki düşünsem daha detaylı birçok şey de çıkar. Ancak bardağın dolu tarafından bakmayı tercih eden biri olarak, her işin kendine has zorlukları olduğunu kabul edip işimi severek yaptığımdan çok da dert etmemeye çalışıyorum. 

Malum üniversite sınavı yaklaşıyor. Sınava girecek pek çok aday var. Sınav sonrası adaylar tercihlerini yaparken özellikle reklam sektörü içinde olmak ve reklam yazarlığı yapmak isteyenlere ne tavsiye edersiniz?
Kendinize güvenin ve ne yapmak istiyorsanız onu yapın, pes etmeyin diyebilirim galiba. Bir de özellikle yazarlık yapmak istiyorsanız, gözlemleyin, düşünün ve okuyun… Galiba en temel tavsiyelerim bunlar olurdu. Çünkü bu tür işlerde en çok kullanacağınız kaslar beyin kaslarınız olacak, bu sebeple de onları her gün yeniden keşfedip geliştirmemiz gerek diye düşünüyorum.

“Günümüzde reklamın konu içerisine zekice yedirilmiş hali dikkat çekiyor” 

Peki, oluşturulan bir metnin “olmazsa olmazı” nedir? Görsele uygun bir metin, hedef kitleyi nasıl etkisi altına alır?
Az çok bildiğim kadarıyla, insanlar metinden daha çok görselden etkileniyor. Hatta şu anda süresini tam olarak anımsayamasam da birkaç saniye içerisinde bir insan ya reklamdan etkileniyor, ya da etkilenmiyor. Bu sebeple aslında içerikten önce, hazırlanan görsel daha önemli bir hale gelmiş oluyor. Görselde kullanılan renkler, imajlar, font vb. bütünlük unsurları, ilk etapta insanların dikkatini çekebilmeli. İçerikle de uyumlu olmalı tabii ki. Bu ilk aşamada kitlenin ilgisi çekilirse, otomatik olarak içerik de merak ediliyor. Bu aşamada da metnin, görsel ile uyumlu olması reklamın etkisini artırıyor. Ancak tabii ki burada bahsim uzun uzun görsel unsurları tanıtan, detaylı içerikler değil. Görsel ile uyumlu, zekice tasarlanmış, hatta merak ettirici ucu açık bırakılmış içerikler çoğu zaman kitleyi daha çok etkiliyor. Hatta günümüzde reklamın açık açık değil, bir konu içerisine zekice yedirilmiş hali insanların daha çok dikkatini çekiyor. Bu sebeple galiba bu sorunun cevabı şöyle olabilir: hazırlanan metnin olmazsa olmazı, görselle yaratacağı bütünlüğün yanı sıra zekice tasarlanıp kitleyi düşündürmeyi başarması, akılda kalması ve bir nevi temas kurulan kitleye hareket komutu verebilmesi diyebiliriz. 

“Sizi kimse tanımasa da fikirlerinizi görüyor, duyuyor hatta benimseyebiliyorlar”

Son olarak sizin sektör ve meslekle ilgili eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Sektörün genel olarak karmaşık olduğunu bilsem de, aslında çok değerli bir sektör olduğunu düşündüğümü belirtmek isterim. Sadece çoğu yerde hak edenin kontrolünde değilmiş gibi geliyor bana. Yani düzen ve sistem çarpıklığından ötürü yanlış değerlendirilip yanlış konumlandırılan bir sektör diyebiliriz. Ancak her şeyden öte bir kez sevdiniz mi bırakamadığınız, düşünebilen her noktanızı zorlasa da vazgeçemediğiniz, bağımlılık yaratan bir meslek diyebilirim… Düşünsenize, hayalini kurduğunuz, kafanızdan geçen o cümle bir tasarımın üzerinde, bir radyo yayınında veya bir televizyon ekranında… Daha gurur verici herhangi bir şey olabilir mi; sizi kimse tanımasa da fikirlerinizi görüyor, duyuyor hissediyor, düşünüyor ve hatta benimseyebiliyor bile…

Etiketler:
 
AB, güvenlik bütçesini artıracak
 
Doğu Ekspresi ile hatıralarına yolculuk yaptı
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Halkın içinde büyüyen Halkın Çocukları
Halk Müziği ve Oyunları Araştırma Eğitim Derneği (HAMOY) Başkanı Abdullah ...
Diş hekimi Karlı: Düzenli diş hekimine görünmek şart
Genç diş hekimi Talha Karlı ile bir araya gelerek ağız ve diş bakımı ve ...
Ürettiğiniz şeyin ne kadar satacağını düşünmezsiniz
Kafka Oteli kitabının Yazarı İlhan Deliktaş ile bir araya gelerek yazarlık ...
 
Kitaplarım kitap yazdıran türden!
Gazetemiz yazarlarından Dursun Erkılıç’ın 8. eseri olan “İçimiz Dışımız ...
ANKARA’NIN PATRONLARI DENİZ UZAL
Bu haftaki konuğumuz AYŞATUR firmasının Ankara Şube Müdürü, turizm uzmanı ...
Yenilenebilir enerjide Devlet desteği şart
Türkiye’nin ultraviyolesinin yenilenebilir enerji için çok uygun olduğunu ...
 
Herkes için demokrasi anlayışı
Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal’ın 24 Haziran Erken Seçimi hakkında görüşlerini aldık.
Devlet destekleri için danışmanlık
Danışmanlık hizmeti veren Arvensis Danışmanlık’ın Genel Müdürü Tuba Akdoğan'la ...
ANKARA’NIN PATRONLARI ALPER ALKAN
Köşemize bu hafta başarılı bir Diş Hekimi olan Alper ALKAN’ı konuk ediyoruz. ...
 
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
İRAN’IN MUHTEMEL GELECEĞİ VE GÜNEY AZERBAYCAN
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
YUMUŞAK İNİŞ
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
ŞAMPİYON
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
AVM’LERDE DURUM İÇ AÇICI DEĞİL
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
DÜNYA TEFECİLERE ÇALIŞIYOR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
YAVAŞLAMAYA İHTİYACIMIZ VAR
Gülçin KARLI
Gülçin KARLI
KADIN OLMAK ZORDUR
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
İSLAM’IN, BİR İSMİ NİTELEYEN BASİT SIFATA İNDİRGENMESİNİN NEDENLERİ
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
BİZE NE OLDU? -1
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
EN ZOR OKUDUĞUM KİTAP
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
YENİDEN BAŞLAYANLARA
R Bülend KIRMACI
R Bülend KIRMACI
SEÇİMLER VE EKONOMİMİZİN DIŞARIDAN GÖRÜNÜMÜ
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
YENİDEN "MİSAK-I İKTİSAT"
Esra SARI
Esra SARI
İŞÇİ MUTSUZ, İŞVEREN ŞÜPHELİ!
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
ÜST GEÇİT HAKKIMIZ AMA KULLANIR MIYIZ BİLEMEM!
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
HER TÜRK ASKER DOĞAR
Nesrin ÖZOĞLU
Nesrin ÖZOĞLU
NE OLACAK BU TURİSTLERİN HALİ!
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Halil YATAR
Halil YATAR
YENİ NESİL NASIL YETİŞİYOR?
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva