ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR
TÜBİTAK 28 personel alacak
TÜBİTAK 28 personel alacak
'Bıçak parası' alan doktora tutuklama
'Bıçak parası' alan doktora tutuklama
Motorin 34, benzine 36 kuruş zam
Motorin 34, benzine 36 kuruş zam
Hakkari'de 2 terörist etkisiz hale getirildi
Hakkari'de 2 terörist etkisiz hale getirildi
Somali ordusu Eş-Şebab'ın elindeki 3 köyü kurtardı
Somali ordusu Eş-Şebab'ın elindeki 3 köyü kurtardı
HABERLER>ÖZEL HABER
17 Mayıs 2019 Cuma - 07:05

Gölbaşılılar Ramazan eğlencelerinde buluşuyor

Gölbaşı Belediyesinin Atatürk Sahil Parkı’nda düzenlediği Ramazan eğlenceleri, her akşam ayrı bir programla devam ediyor.

Gölbaşılılar Ramazan eğlencelerinde buluşuyor

HALİL YATAR

İftardan sonra Mogan Gölü Atatürk Sahil Parkı’na Gölbaşılı vatandaşlar, Gölbaşı Belediyesi tarafından düzenlenen geleneksel Ramazan eğlencelerinde çeşitli yiyeceklerin ve içeceklerin sergilendiği stantları ziyaret ederek hoşça vakit geçirme imkanı buluyorlar. 

Ramazan boyunca iftar sofraları kuruluyor

Gölbaşı Belediyesi her yıl olduğu gibi bu yılda iftarları kültür merkezlerinde vermeye devam ediyor. Gölbaşı Belediyesi, Zübeyde Hanım Kültür Merkezi ve Yunus Emre Kültür Merkezi olmak üzere 2 noktada iftar veriyor. Manevi değerleri yaşatmayı amaçlayan Gölbaşı Belediyesi birlik ve beraberlik duygularının en çok yaşandığı 11 ayın sultanı Ramazan ayı boyunca, toplu iftar etkinliğine devam edecek.

Geleneklere sahip çıkılıyor

Atatürk Sahil Parkındaki Ramazan programlarında; fasıl, ortaoyunu ve çeşitli yarışmalar düzenleniyor. Programda meddah, tahta bacak, Hacivat ve Karagöz de yer alıyor. Sihirbazlık, akrobasi, tiyatro gösterileri yapılıyor. Şiir dinletileri, tasavvuf müzikleri, ilahi geceleri tertip ediliyor. Alışveriş ve yiyecek stantları da etkinliklerde yerini alıyor.

Vatandaş memnun

Vatandaşlar birbirinden güzel etkinliklerle güzel bir Ramazan geçirdikleri için mutlu olduklarını ifade ettiler. Özellikle çocuklar hem eğlenerek hem de öğrenerek güzel vakit geçirmenin mutluluğunu yaşıyorlar. 

Vatandaşlar, bu tarz etkinlikler hem kültürümüzün yaşatılması adına hem de Gölbaşında oturan vatandaşların kaynaşması adına çok güzel bir ortam oluşturduğu için belediye başkanı Ramazan Şimşek’e ve tüm personellerine teşekkür ettiklerini ifade ederek, “Bizim için değişiklik oluyor. Hem çocuklarımıza kültürümüzü öğretiyoruz hem de komşularımızla bir arada zaman geçiriyoruz. Gençler bir arada eğlenip gülüyor. Çocuklarımızın keyfi yerinde. Biz de sohbetimizi ediyoruz. Bize bu imkanı sunan ve sunulmasına vesile olan herkese teşekkür ederiz.” ifadelerini kullandılar.

Hacivat ve Karagöz ilgi odağı oldu

Gölbaşı Belediyesi tarafından düzenlenen Ramazan şenliklerinde vatandaşlar en çok Hacivat ve Karagöz’e ilgi gösterdi. Özellikle çocukların ilgisi çeken Karagöz ve Hacivat gösterisinin yanı sıra etkinlik alanında gezen Karagöz ve Hacivat gencinden yaşlısına herkesin ilgi odağı oldu. Peki Karagöz ve Hacivat oyunun tarihi neye dayanıyor? Karagöz ve Hacivat Türk-Osmanlı tiyatro tarihinin en popüler iki karakteridir. Bir perde arkasında yapılan gölge oyunu Ramazan aylarının vazgeçilmezidir. Peki herkesin bu kadar aşina olduğu Karagöz ve Hacivatı tam olarak biliyor muyuz? Karagöz ile Hacivat Türk-Osmanlı tiyatro tarihinin en popüler iki karakteridir. Bir perde arkasında yapılan gölge oyunu Ramazan aylarının vazgeçilmezidir. Peki herkesin bu kadar yakından tanıdığı Karagöz ile Hacivatın aslında kimler olduğunu biliyor muyuz? Karagöz, şeffaflaştırılmış (cam deri tabir edilen) deriden yapılan tasvir olarak adlandırılan insan, hayvan veya eşya şekillerinin çubuklar yardımı ile oynatılarak, arkadan verilen ışıkla beyaz perde üzerine yansıtılması temeline dayanan gölge oyununun adıdır. Oyun adını Karagöz’den almaktadır. Karagöz adı ile yaygın olarak bilinen bu oyuna, halk arasında zaman zaman  “Hacivat”  adı da verilmektedir.

Gölge oyununun kaynağı Güneydoğu Asya ülkeleri olarak kabul edilir. Türkiye’ye gelişi hakkında ise değişik görüşler vardır. Georg, Jacob tarafından savunulan görüşe göre, gölge oyununun Çin’den Moğollara geçtiği, buradan da Türklerin Anadolu’ ya göçleri sırasında beraberlerinde getirdiği şeklindedir.

Gölge oyununun Mısır’dan geldiğini savunan görüşe göre, 1517 yılında Mısır’ı ele geçiren Yavuz Sultan Selim, bir gölge oyunu sanatçısının Memluk Sultanı Tumanbay’ın asılışını canlandırdığı gölge oyununu izlemiş ve bu sanatçıları İstanbul’a getirtmiştir. Türklerin de bu sanatçılardan gölge oyununu öğrenerek icra ettiği savunulmaktadır.

Karagöz’ün Türkiye’ye geliş tarihi ile Çingenelerin geliş tarihlerinin çakışması, Karagöz’de rastlanan bazı Çingene özellikleri nedeniyle gölge oyununun Endonezya’nın Cava Adası’ndan ve Hindistan’dan Türkiye’ye, Çingene oynatıcıları eliyle getirilmiş olduğu diğer bir görüştür.

Başka bir görüş ise,  gölge oyununun Yahudiler tarafından İspanya ve Portekiz’den getirilmiş olabileceğidir.

Karagöz ve Hacivat’ın gerçekten yaşamış kişiler olduğuna inanılarak ortaya atılan değişik görüşler ve anlatılar da vardır. Bu konu ile ilgili anlatıların en yaygını şöyledir; “Karagöz ve Hacivat, Sultan Orhan zamanında Bursa’daki Ulu Cami’nin yapılışında usta olarak çalışmaktadırlar. Sık sık işi bırakıp espriler yaptıkları için, işçiler bunları izlemekte, inşaatın ilerlemesi engellenmektedir. Durumu gören Sultan Orhan, Karagöz ve Hacivat’ı astırır fakat sonradan pişman olur, Şeyh Küşteri adlı biri Karagöz ve Hacivat’ın resimlerini yapıp arkadan ışık vererek bir perdede oynatır”. Şeyh Küşteri Karagöz’ü yaratan kişi olarak anılmaktadır. Karagözcüler, Şeyh Küşteri’yi pîr’leri olarak kabul ettikleri için, Karagöz perdesine “Küşteri Meydanı” adını vermişlerdir.

Kendi mizah anlayışımıza, estetik değerlerimize göre biçimlendirilen ve geliştirilen gölge oyunu Karagöz, XVI. yüzyılda Hayal-i Zıl veya Zıll-i Hayal olarak adlandırılmaktayken, XVII. yüzyılda kesin biçimini almış ve Karagöz adıyla anılmaya başlamıştır. Karagöz XVIII. yüzyıldan itibaren halkın en sevilen eğlence türlerinden biri olmuştur.

Karagöz tek sanatçının yeteneğine bağlı olarak oynatılır. Perdedeki tasvirlerin hareket ettirilmesi, değişik tiplerin seslendirilmesi, şive taklitleri bir tek sanatçı tarafından yapılmaktadır. Sanatçının yanında kendisine yardım eden bir veya daha fazla yardımcısı bulunmakta, bunlara, “hayali” veya “hayalbaz”, bu çırakların yardımcılarına “sandıkkâr”, oyun takımı ile görevli kişiye de “sandıkkâr” denilmektedir. Oyunlarda şarkıları, türküleri okuyanlara  “yardak”, tef çalan yardımcıya da “dayrezen” adı verilmektedir. Günümüzde Karagözcülere yardım edenlerin tamamına “yardak” denilmektedir. Karagöz sanatçıları usta çırak ilişkisiyle yetişmektedirler.            

Karagöz’de konular, komik öğeler öne çıkarılarak işlenmekte; çifte anlamlar, abartmalar, söz oyunları, ağız taklitleri belli başlı güldürü öğesi olarak yer almaktadır. Karagöz oyunları, metinli oyunlar grubunda yer almakla beraber, oynatan sanatçının yeteneğine, icra ortamına göre,  doğaçlama olarak değişikliklere uğrar.

Karagöz oyunlarında, geleneğe bağlı olarak, değişiklik yapılmadan oynatılan oyunlara “kar-i kadim” oyunlar, değişikliklere uğrayan oyunlar ile yeni oluşturulanlara ise “nev- icat” oyunlar denilmektedir.

Karagöz oyunu dört bölümden oluşmaktadır

Hacivat’ın semai söyleyerek perdeye geldiği, perde gazelini okuduktan sonra Karagöz’ü çağırdığı ve Karagöz’le Hacivat’ın kavga ettikleri giriş bölümüne “mukaddime” (başlangıç) denir. Bu bölümde Hacivat’ın söylediği perde gazelinde, oyunun bir öğrenme aracı ve gerçeklerin göstergesi olduğu belirtilerek felsefi, tasavvufi anlamı vurgulanır.

Bu bölümde Karagöz ve Hacivat’ın kişilik özellikleri ve karşıtlıkları vurgulanır. Muhavereler oyunla ilgili olabildiği gibi, ilgisiz de olabilir.  Bu bölümde, oyunun başkişileri olan Karagöz ve Hacivat arasında geçen salt söze dayanan olaylar dizisinden sıyrılmış, somutlaştırılmış ikili konuşma yer alır. Buna “muhavere” (söyleşi, diyalog) denilir. Muhavere, tekerleme biçiminde de olabilir. Bu bölümde Karagöz ve Hacivat’ın kişilik özellikleri ve karşıtlıkları vurgulanır. Muhavereler oyunla ilgili olabildiği gibi, ilgisiz de olabilir.

Asıl hikâyenin anlatıldığı, diğer tiplerin perdeye geldiği bu bölüme “fasıl” (oyun)  adı verilir. Oyun, buradaki konuya göre isim alır. Fasıl’ın sonunda oyuncular perdeden ayrılır Hacivat ve Karagöz kalır.

Oyunun sonunun haber verildiği, Karagöz ile Hacivat’ın oyundaki espriler ve yanlış anlamalardan dolayı seyirciden özür dilediği, bir sonraki oyunun duyurusunun yapıldığı bölüme “bitiş”  (Final-Epilog)adı verilir.

Karagöz’ün Tekniği:  Karagöz’ün oynatıldığı beyaz perdeye “ayna” adı verilir. Perdeler önceleri 2x2,5 m iken sonraları 110x80 cm ebadında yapılmaya başlanmıştır. İç tarafta perdenin altına kurulmuş “Peş Tahtası”(destgah) vardır. Oyunda bunun dışında zil, tef, kamış, nareke (düdük), perdeyi aydınlatacak kandil veya ampul vardır.

Bunlar peş tahtasının üzerinde bulunur. Oyunda kullanılan tasvirler genellikle 32 – 40 cm büyüklüğünde olur. Tasvirler 50 cm. boyunda, 1 cm. çapında gürgen ağacından yapılmış çubuklarla oynatılır. 

Karagöz oyunlarında yer alan tiplerin tamamı tasvirler yoluyla canlandırılır. Tasvirler, cam deri tekniği ile tabaklanan, şeffaflaştırılmış deve, düve, manda, at, eşek ve keçi derisinden yapılmakta, doğal boya ile renklendirilmektedir.

Oyunun başkahramanları Karagöz ve Hacivat’tır

Karagöz: Oyunun başrol oyuncusudur. Okumamış, cesur, tepkilerini çabuk açığa vuran, çabuk öfkelenip kavga eden, yalancılığa ve ikiyüzlülüğe tepki gösteren, gerçekçi bir halk adamıdır. Halk diliyle konuşur. Oyundaki eğitimli tiplerin konuşmalarını anlamaz ya da anlamaz görünüp sözcüklere ters anlamlar verir. Bu karşıtlıklardan gülünçlükler doğar. Kurnaz değildir.

Hacivat: Oyunun önemli iki kişisinden biridir. Karagözün tam tersi bir tiptir. İnce yüzlü sivri sakallıdır. İyi eğitim görmüş, bilgili, arabulucu ölçülü, ağırbaşlı kişisel çıkarlarını önde tutan, kurnaz, içten pazarlıklı nabza göre şerbet veren tüm mahallelinin akıl danıştığı, her kalıba girebilen esnek bir kişiliktir. Müzikten edebiyattan anlayan her konuda biraz bilgisi olan bir işadamıdır. Karagözü çalıştırarak onun sırtından geçinmeye çalışır.

Karagöz ve Hacivat dışında yer alan diğer tipler: Tuzsuz, Çelebi, Matiz, Tiryaki, Beberuhi, Arnavut, Yahudi, Rum, Acem, Arap, Kürt, Laz, Kastamonulu, Kayserili, Rumelili, Anadolulu, Efe, Zeybek, Zenneler ile oyunun konusuna göre eklenen farklı tiplerdir.

Karagöz oyununun saraylarda ve konaklardaki eğlencelerde, kahvehanelerde, bahçelerde ve özel ortamlarda oynatıldığı bilinmektedir. Karagöz gösterileri, toplumun her kesiminde takdir toplamış beğeniyle izlenmiştir. Bu durum 19. yüzyılın ortalarına kadar sürmüştür. Osmanlı İmparatorluğu’nun zayıfladığı gerileme döneminde Karagöz sanatçılarının yöneticilerle ilgili eleştirilerinin artması, yöneticileri rahatsız etmiş, siyasal taşlamalara yasak getirilmiştir. Hem siyasal yasaklamalar hem de Batı tiyatrosunun 19. yüzyılda Türkiye’ye girmesi, sosyal ve ekonomik değişiklikler Karagöz gösterilerine ilgiyi azaltmıştır.

19. yüzyılın sonu, 20. yüzyılın başı savaşlarla geçen bir dönem olduğundan Karagöz sanatçıları gösteri yapma olanağı bulamamış, birçoğu sanatı bırakmıştır. Cumhuriyet döneminde, 1932 yılında Halk Evlerinin açılmasıyla Karagöz sanatçıları sanatlarını yeniden icra etme olanağını bulmuşlardır. 1952 yılında Halk Evlerinin kapatılmasıyla Karagöz sanatçıları tekrar sıkıntılı bir döneme girmişlerdir. Daha sonraki Karagöz, çalışmaları, meraklıları tarafından bireysel çabalarla sürdürülmüştür. 1970 yılından sonra kurulan Kültür Bakanlığı’nın destekleme çalışmaları, bu sanatın canlandırılması ve yaşatılmasında etkili olmuştur.  

Etiketler:
 
Sincan Hayvanat Bahçesi’nde kuluçka heyecanı
 
"Okumada kitabın saltanatı her zaman devam edecektir"
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Kayıt dışı ile mücadele milli bir meseledir
HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, Geleneksel Basın İftar Programında ...
Resimle terapi olumlu sonuçlar veriyor
Hemşire ve fotoğraf sanatçısı Derya Yazar, Toplum Ruh Sağlığı Merkezi ...
Kayıt dışı firmalar devlete ve vatandaşa zarar
Ankara Kuru Temizlemeciler, Çamaşır ve Halı Yıkayıcıları Esnaf Odası Başkanı ...
 
Anneler Günü’nde çiçekler elde kaldı
Bu sene 12 Mayıs Pazar gününe denk gelen ‘Anneler Günü’ çiçekçi esnafının ...
Değişimden kaçınılması imkansız
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ev sahipliğinde Vodafone ...
5G ve ötesi
Türk Sanayici ve İş Adamları Vakfı Kadın Platformu ve Ankara Üniversitesi ...
 
Oturduğum koltuğun sorumluluklarının farkındayım
Başkan Sezayi Kara, “Berberlerin sorunlarını birkaç başlık altında topladık. ...
İlaçta yerelleşmeye ihtiyaç var
TEB Başkanı Erdoğan Çolak, yurt dışından ithal edilen ilaçlarla ilgili ...
Sistinozis Türkiye'de sık görülen bir hastalık
Hacettepe Üniversitesi Çocuk Nefroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. ...
 
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
PETROLÜN ATEŞİ YÜKSELİYOR
R Bülend KIRMACI
R Bülend KIRMACI
SANAYİLEŞME BİR YAŞAM SORUNU
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
TÜRKİYE YENİ DÜNYA DÜZENİNE HAZIRLANMALIDIR
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
SANAYİ ÜRETİMİ NEDEN ÖNEMLİ?
Hatice TOPÇU
Hatice TOPÇU
ÖĞRENME HIZI
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
SANAYİ ÜRETİMİ VE İŞSİZLİK
Nesrin ÖZOĞLU
Nesrin ÖZOĞLU
KONUT SEKTÖRÜNDE NELER OLUYOR ?
Esra SARI
Esra SARI
MEDİTASYON YAPMAK STRESİ AZALTIYOR
Oğuzhan SARI
Oğuzhan SARI
TELEFONSUZ YAPAMAZ OLDUK
Arda ÇELİK
Arda ÇELİK
SEKTÖRLEŞEN EĞİTİM
Av. Zeynep YETİŞGİN
Av. Zeynep YETİŞGİN
BONO ALACAKLISI İSENİZ ZAMANAŞIMI SÜRESİNE DİKKAT
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
HAYATA DAİR
Halil YATAR
Halil YATAR
ANKARA'NIN BAŞKANLARI UMUT VERİYOR
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
İLGİNÇ BİLGİLERE DAİR
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
CEMİYET İLE CEMAAT ARASINDAKİ FARK
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
BİR ACI ÜÇ KELİMEYE NASIL SIĞAR?
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
İNSANLIĞIN EZELİ VE EBEDİ İLLETİ(İLTİBAS)
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
KAYIKÇI DEĞİL "MEKTUP KAVGASI"
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
İLKLERİN KADINI SABİHA RIFAT GÜRAYMAN
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
KOMŞULUK ÖLMESİN
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
YEREL SEÇİMLER İÇİN BİR DEĞERLENDİRME
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
LİBAS
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva