ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR
Türkiye'nin Kovid-19'la mücadelesinde son durum
Türkiye'nin Kovid-19'la mücadelesinde son durum
Yunanistan'da deprem
Yunanistan'da deprem
Ülke genelinde kış lastiği denetimi yapıldı
Ülke genelinde kış lastiği denetimi yapıldı
Kuveyt'te yeni hükümet yemin etti
Kuveyt'te yeni hükümet yemin etti
Ankara-Sivas YHT hattı yazın hizmete açılacak
Ankara-Sivas YHT hattı yazın hizmete açılacak
HABERLER>ÖZEL HABER
27 Ocak 2021 Çarşamba - 07:24

Bir insanın hayatına dokunduğunuzda unutulmuyorsunuz

Genç müzisyen Ayberk Aşalı, hem kendi yorumuyla seslendirdiği “Büklüm Büklüm” şarkısının hem de söz ve müziği kendisine ait olan parçalarının yer aldığı albüm çalışmasıyla müzik dünyasında önemli bir çıkış yakaladı...

Bir insanın hayatına dokunduğunuzda unutulmuyorsunuz

SEDA TOLMAÇ

Müzisyen Ayberk Aşalı, 2020 yılında söz ve müziği Sezen Aksu’ya ait olan “Büklüm Büklüm” parçasını kendi yorumuyla seslendirerek, aynı adı verdiği 4 şarkıdan oluşan bir albüm çalışmasına imza atmış ve seslendirdiği “Büklüm Büklüm” parçasına çektiği kliple ses getirmişti. 

Aşalı, “Büklüm Büklüm” albümünde yer alan, söz ve müziği kendisine ait diğer üç parçadan biri olan  “Zor Günler” şarkısının klibini de 22 Ocak’ta tüm dijital platformlardan dinleyiciyle buluşturdu. Aşalı, dijital platformlardan dinleyiciyle buluşturduğu parçalarıyla müzik dünyasında önemli bir çıkış yakaladı.

Biz de Ticari Hayat Gazetesi olarak bir araya geldiğimiz genç müzisyen ile müziğe başlama hikayesini, “Büklüm Büklüm” albümünü ve yakın zamanda dijital platformlardan yayımlanan söz ve müziği kendisine ait olan “Zor Günler” şarkısını konuştuk. 

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Müziğe nasıl başladınız?

7 Ekim 1996’da Ankara’da doğdum. Küçük yaşlardan beri müzikle ilgileniyorum. Sekiz yaşımda gitarla tanıştım. Tabii ailemin de evde Barış Manço, Cem Karaca gibi sanatçıları dinliyor olmaları, bunun yanı sıra yabancı rock müziğe ilgi göstermeleri benim de müziğe ilgi duymamı sağladı. Henüz 5-6 yaşlarımda dahi ailem beni konserlere götürürdü. Konserlerden büyük bir keyif alırdım ve bu sevgiyle büyüdüm. Müziğe olan sevgim, gitara olan ilgimi artırdı ve gitar çalmayı öğrenmek için kursa gittim, gittiğim o kurs sayesinde de müzik hayatım başlamış oldu. 

Müzik, 10 yaşımdan beri hayatımın içinde olmaya başladı. Lise yıllarımın başında müzik grubumuzla konserler vermeye başladım ve profesyonel olarak bu işi sürdürmeye devam ettim. 

Üniversitede iktisat alanında eğitim aldım ancak müziği hiç bırakmadım çünkü müzik apayrı bir dünya. Kendimi üniversitede iktisat alanında geliştirirken müzikal eğitimime de hep önem gösterdim. Solfej, vokal eğitimi aldım çünkü müzikle ilgileniyorsanız ne yaptığınızı bilmeniz ve çalışmayı bırakmamanız gerekiyor. Müzik, kendinizi sürekli yenilemeniz gereken bir alan bana göre. Bu işte kendini sürekli yenilemenin ve yaptığın işe farklılık katmanın önemli olduğunu düşünüyorum. 

‘‘Bazen risk almak gerekir’’ 

2018 yılında başladığınız albüm çalışmasında üçü kendinize, biri de Sezen Aksu’ya ait parçalardan oluşan bir EP çalışmasına imza attınız. 2019 yılında tamamladığınız albüm çalışmasında söz ve müziği Sezen Aksu imzası taşıyan “Büklüm Büklüm” isimli eseri rock olarak seslendirerek az önce bahsettiğiniz yeniliği de ortaya koydunuz aslında. Neden ilk olarak size ait olan bir parçayla değil de, kendi yorumunuzla seslendirdiğiniz bir Sezen Aksu parçasıyla çıkış yaptınız?

İlk olarak 2017 yılının sonlarında bir proje yapmak istedim çünkü konser veren bir müzisyen olmak için bir adım atmam gerektiğini hissettim. Bunu yapmam için de kendime ait bir şey sunmam ve sunduğum şeyler sayesinde de bir isim olarak bu işin içinde yer almam gerektiğini düşündüm. İlk başta sadece söz ve müziği bana ait olan “Zor Günler” şarkısıyla bir single çalışması yapacaktım ancak çıkış parçam olan ve söz-müziği Sezen Aksu’ya ait olan “Büklüm Büklüm”ü seslendirdiğimde çok güzel geri dönüşler aldım ve bu işi burada bırakmamayı, parçaya kendi yorumumu da katabilir miyim diye düşünmeye başladım. 

Albümün aranjörlüğünü yapan ve küçüklüğümden beri çok sevdiğim Göktuğ Şenkal ile bu fikrimi paylaştım. Kendisi de fikrimi destekledi ve bu şekilde stüdyo çalışmalarına başladık. Bir şarkı ile çıktığım yolu, 4 şarkılık bir EP çalışmasıyla noktalamış oldum. 

Aslında “Büklüm Büklüm” şarkısını farklı bir tarzda seslendirmek riskti çünkü şarkı Sezen Aksu, Ferdi Özbeğen, Ata Demirer gibi değerli sanatçılar tarafından seslendirilmişti. Her kesimden insanın bildiği  bir şarkıyı seslendirmek de zordur elbet ama bazı noktalarda da risk almak gerekiyor. Bazen risk almayınca istediğimiz başarıya erişemiyoruz. Bu nedenle ben de bir risk almak istedim ve sonuç itibariyle “Büklüm Büklüm” albümü ortaya çıktı. 

‘‘Anadolunun parçalarını yorumlamayı seviyorum’’

Seslendirdiğiniz “Büklüm Büklüm” parçasını dinlediğimde Cem Karaca, Barış Manço, Erkin Koray gibi değerli sanatçılardan etkilendiğinizi fark ettim, zaten bu sanatçıların parçalarını da seslendiriyorsunuz. Sizin için bu isimler ne ifade ediyor?

Cem Karaca, Barış Manço, Erkin Koray gibi isimlerin yaptığı müzikler çok özel. Ben de “birinci nesil rock” olarak adlandırılan bu sanatçıların eserleriyle beslendim. Şu an üçüncü nesil müzisyenlerin de her birini dinliyorum ve çok güzel gruplar çok iyi çalışmalara imza atıyor. 

Ben ilk nesildeki o insanların müziğini günümüzde elimden geldiğince yorumlamaya çalışarak kendimi mutlu ve özgün hissediyorum. Anadolu’nun parçalarını yorumlamayı seviyorum çünkü Anadolu’nun ezgileri çok güzel ve Anadolu’dan çok güzel eserler çıkmış.  

“Büklüm Büklüm” şarkısının klibi Ankara Kalesi’nde geçiyordu. Klipte Ankara Kalesi’ni tercih etmenizin özel bir sebebi var mıydı? 

Şarkıya klip çekmeden önce birçok fikir üzerinde düşündük. Müzisyen arkadaşlarım da çok iyi bilir ki, bir proje için yola çıktığınızda konuştuğunuz herkes size farklı fikirler sunar. Bu projede de öyle oldu. İlk başta klibi İstanbul ya da Yalova’da çekmeyi düşündük hatta yurt dışında birçok ülkede de çekim yapmayı düşünmeye başladık ve en son işi Amerika’ya kadar taşıyorduk ama şarkı bir Anadolu rock şarkısı ve içinde ud var. Dolayısıyla çekeceğimiz klip, şarkının bu havasına yakışacak bir mekan olmalıydı. Yönetmenim Emre Ergenç ile konuşurken Ankara Kalesi aklımıza geldi ve kalede bir keşif yapmaya başladık. Ankara Kalesi’ni keşfettikçe, şarkının mekânla uyuşacağını hissettim ve klibi Ankara Kalesi’nde çektik. 

Geçtiğimiz 22 Ocak’ta da söz ve müziği size ait olan “Zor Günler” parçası, dinleyiciyle buluştu. Biraz da bu çalışmanızdan bahsedebilir misiniz? Albümdeki üç parçanız dışında size ait olan kaç beste var?

Kıyıda köşede bana ait olan yaklaşık 15 bestem var ama tabii bu parçaları dijital platformlara taşımak büyük sorumluluk istiyor. Çalışmanızı dijital platforma taşıdığınızda insanlar bu çalışmaya hemen erişebiliyor. Dolayısıyla “en iyi” olduğunu düşündüğüm parçalarla dinleyicinin karşısına çıkmanın doğru olduğunu düşünüyorum. Tam anlamıyla “bitti”, “bu iş oldu” dediğim şarkılara öncelikle yer vermeye çalışıyorum. “Zor Günler” parçası da bunlardan biri olduğu için albümde yer verdim ve sevilen bir şarkı oldu. Böyle olunca da bu parçaya klip çektik.

‘‘Bir insanın hayatına dokunduğunuzda bu, yıllar geçse de unutulmuyor’’

Sosyal sorumluluk projelerine de önem veriyorsunuz. Hatta LÖSEV ile birlikte gerçekleştirdiğiniz “1 Rozet 1 Konser” projesiyle de birçok okulda konserler vererek, lösemi tedavisi gören çocuklara destek verdiniz. Bundan sonraki çalışmalarınızda da sosyal sorumluluk projelerine devam edecek misiniz?

Kendi bestelerimi yapmak, önemli eserleri yorumlamak çok güzel bir duygu ama tüm bunların yanında bir sosyal sorumluluk projesi yapmanın da oldukça değerli olduğunu düşünüyorum.

Üniversite yıllarımda LÖSEV ile yaptığımız “1 Rozet 1 Konser” projesine ilk olarak kendi okulum olan Ufuk Üniversitesinde başlamıştık. Proje kapsamında, LÖSEV ile birlikte bir stant oluşturduk. Lösemili çocukların annelerinin yaptığı rozetleri okulun ortak alanlarında satmaya başladık. Bu rozetler, konserlerin giriş bileti oldu. Bu projenin içerisine mini bir tiyatro da ekleyerek birkaç üniversitede de projeyi devam ettirdik. O yıl kendi okulum hariç 8 farklı üniversitede konser verdik. O konserlerde çok güzel bir bağış toplandı ve bizler de bu bağışlarla bir insana dokunmanın mutluluğunu yaşamış olduk. 

Bir işe yaradığını hissetmek çok güzel ve insanı soylu kılan da başka bir insana dokunabilmek aslında. Bugün çok büyük konserlere de çıksanız, şarkılarınızı milyonlar dinlense de zamanla tüm bunlar unutulabilir ama bir insanın hayatına dokunduğunuzda bu, yıllar geçse de unutulmuyor. 

Bundan sonra da sosyal sorumluluk projelerine devam etmeyi hedefliyorum. Hatta bir diğer projemde çocuk ve kadına yönelen şiddete değinmek istiyorum çünkü günü anlatan bir şey ortaya koymak istiyorsak, bugün çocukların ve kadınların ağır bir şekilde yaşadığı şiddet ve istismar olaylarına dikkat çekmek ve bu konularda farkındalık yaratmak gerektiğini düşünüyorum. 

Günümüz müzik dünyasında dijital platformlar öne çıkmaya başladı. Artık tüm parçalar hızlı bir şekilde dijital platformlardan dinleyiciyle buluşuyor. Sizce bu durumun avantaj ve dezavantajları nelerdir? 

Eskiden müzisyenler 12-13 şarkı yapıyorlardı ve insanlar bu şarkıları dinlemek, bu şarkıların yer aldığı bir CD’ye ulaşmak için bekliyorlardı. Bunun çok güzel ve anlamlı olduğunu düşünüyorum. Şu an böyle bir durumun olmadığı bir gerçek. Mesela ben 4 şarkı yayınladım ama bana “Neden 4 şarkı paylaştın?” veya “Birer ay arayla şarkı yapıp şarkılarının etkileşimini artırabilirdin” diyenler oldu  ama benim amacım müzikal bir şeyler ortaya koyabilmekti. Tabii, dijital platformların getirdiği yeniliklere de uyum sağlıyoruz hepimiz. Bu yeniliklere uyum sağlarken de müzikaliteye dikkat etmemiz gerekiyor. Yaptığımız çalışmaların anlamını koruyarak dijital platformlarda var olmaya çalışıyoruz çünkü günümüzde dijital platformlar sayesinde, dinleyicilere daha hızlı ulaşabiliyoruz. 

Tüm dünyada etkisini sürdüren koronavirüs salgını birçok sektörü etkiledi. Salgından en çok etkilenenlerden biri de müzisyenler oldu aslında. Siz, bu süreçten nasıl etkilendiniz, neler yaşadınız?

Koronavirüs salgını kelimenin tam anlamıyla bizleri yaktı. Kendi çalışmalarım için konuşacak olursam; 31 Ocak 2020’de “Büklüm Büklüm” klibini çıkartmıştık. Tam reklam çalışmaları ve konser bağlantıları yapacakken, tüm bunları ertelemek durumda kaldık. 5-6 konserimizi iptal ettik. Bu durum elbet bizleri çok kötü etkiledi. Ben aynı zamanda iş hayatında olan bir insanım. Bir inşaat firmasında yöneticiyim ama bu durumda olmayan ve geçimini sadece müzik ile sağlayan birçok müzisyen arkadaşımız var ve yaşanan salgın o arkadaşlarımız için daha fazla maddi ve manevi bir yıkıma neden oldu. Aylardır konserlere çıkamayan arkadaşlarımız, geleceğe baktıklarında da bir çözüm önerisi göremediler ve bu durum hem onlar hem de bizler için büyük bir üzüntü yarattı.

Bu nedenle ben 22 Ocak’ta yayımlanan “Zor Günler” adlı parçamda da  “Zor günler geride kalsın ve mutlu günlere erişelim” sloganını benimsedim aslında. Salgının bir an önce tamamen bitmesini ve sanat sektörünün yeniden canlanmasını temenni ediyorum.

Sanatın durması, insanların sosyal ve psikolojik problemler yaşamasına da neden oluyor. İnsanlar evde kalmaya devam ettikçe, asosyal bir yapıda kalıyor. Sanatla ilgilenmek ve sanatsal faaliyetlere katılmak insanlar için bir huzur kaynağıdır. Bu nedenle sanata bir an önce değer gösterilmesi, zor duruma düşen sanatçılara da destek olunması gerekiyor. 

Son olarak, bundan sonra yapacağınız çalışmalara dair söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Yakın zamanda yayımlanan “Zor Günler” şarkımızın heyecanını yaşıyorum. Bu çalışmamdan da güzel geri dönüşler almayı istiyorum. Umarım insanların sevdiği ve yıllar geçse de açıp dinleyeceği, keyif alacağı bir şarkı yapabilmişimdir. 

Bunun yanı sıra haziran ayında yayımlanmasını planladığım bir single çalışmam var.  İlerleyen günlerde bir türkü projesini de hayata geçirme hedefim var. Ben türküleri bırakamıyorum, sahnede de çok fazla türkü seslendiriyorum. Bu nedenle kendi yorumumla bir türkü albümü yapmak da hayallerim arasında yerini alıyor. 

Tabii tüm bunları yapabilmemiz için önce tüm dünyayı etkileyen salgın dönemini atlatmamız ve huzura kavuşmamız gerekiyor. Umarım, dünya güzel günlere kavuşur ve bizler de şarkılarla kaldığımız yerden insanlara ulaşmaya devam ederiz.

 
Başkent yeni üst geçitlerle daha güvenli olacak
 
İsraf edilen gıdanın yüzde 25'i ile 870 milyon aç insan doyurmak mümkün
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Salgında alım gücü olan insanların et tüketimi arttı
Kasap Eşref Tunçsiper, “İnsanlar, kendilerini salgından korumak için bağışıklık ...
Retina hastalıklarında erken müdahale büyük önem taşıyor
Retina hastalıklarında erken müdahalenin önemli olduğuna dikkat çeken ...
Dr. Fulya Sağlık dünyada kabul gören Covid-19 aşılarını değerlendirdi
Dünyada kabul gören Covid-19 aşılarının vücuda olan etkisine dair değerlendirmelerde ...
 
Mobilya devleri yeni bir marka oluşturuyor
Türkiye’nin mobilya devleri güçlerini birleştirerek, mobilya sektöründe ...
Elektronik eşyada tamire yönelim azaldı
Son yıllarda insanların elektronik eşyaları tamir ettirmek yerine yenisini ...
Teknoloji dünyasının yeni yüzü: Cerebrum Tech
“Türkiye’nin yeni teknoloji yüzü” sloganıyla hayata geçirilen yeni teknoloji ...
 
'Kalıcı sermaye için ekonomide güven sağlamak gerekiyor'
Kalıcı sermaye oluşturmanın öncelikli koşulunun ekonomide güven sağlamak ...
Erzincan tulum peynirinde lezzetin sırrı sütte saklı
Erzincan tulum peynirinin üretiminde sütün önemine dikkati çeken Şavak ...
Tedavi sürecinden sonra başka sağlık sorunları ortaya çıktı
Yeni tip koronavirüsü yenerek sağlığına kavuşan 23 yaşındaki öğrenci Deniz ...
 
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
HAREKETSİZ YAŞAMAYA ALIŞTIK VE ŞİŞMANLADIK
Hüseyin ALPASLAN
Hüseyin ALPASLAN
SÖMÜRGECİLİK TARİHİ-III: FRANSIZ SÖMÜRGECİLİĞİ
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
ÇEŞİTLİ MAL  VE HİZMETLER
Murat BALCI
Murat BALCI
KRİPTO PARA MERCEK ALTINDA!
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
SALGINA RAĞMEN
R.Bülend KIRMACI
R.Bülend KIRMACI
GELECEĞİN PLANLANMASI VE GENÇLER
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
ERMENİSTAN’DA GÜÇ MÜCADELESİ
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
SALGIN GENÇLERİ KARAMSARLIĞA SÜRÜKLEDİ
Hatice TOPÇU
Hatice TOPÇU
UZAKTAN EĞİTİMİN YÜZ YÜZE SINAVLARI
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
SİLAH TEDARİKÇİSİ VE TERÖR İHRACATÇISI: ABD
Nesrin Yarım ÖZOĞLU
Nesrin Yarım ÖZOĞLU
KABUL EDELİM DİJİTAL BAĞIMLIYIZ
Hatice KARATAŞ
Hatice KARATAŞ
MÜZİK SEKTÖRÜ
Oğuzhan SARI
Oğuzhan SARI
SUYU VERİMLİ KULLANMAK
Arda ÇELİK
Arda ÇELİK
ANADOLU’NUN A’SI
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
SENİ BESLEMEYENDEN UZAKLAŞ
Esra SARI
Esra SARI
PANDEMİ SÜRECİNDE KAHVE TÜKETİMİ ARTTI
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
İNSAN DİN İLİŞKİSİ XII (İYİNİN VE KÖTÜNÜN TESPİTİ)
Büşra ÇİNKAYA
Büşra ÇİNKAYA
SANATA VE SANATÇIYA YETERİNCE DEĞER VERİLMİYOR
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
BİSİKLET KÜLTÜRÜ
Ceyhun Özgür
Ceyhun Özgür
ÇALIŞAN EMEKLİNİN MAAŞINDA KESİNTİ OLUR MU?
Ayşe Aybike Yılmaz
Ayşe Aybike Yılmaz
VEJETARYEN BESLENMESİ
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
NE KUTLADIĞIMIZI BİLİYOR MUYUZ?
Av. Zeynep YETİŞGİN
Av. Zeynep YETİŞGİN
HATIR İÇİN YOLCU ALIMINDA ARAÇ İŞLETENİN SORUMLULUĞU
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
İLKLERİN KADINI SABİHA RIFAT GÜRAYMAN
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
KOMŞULUK ÖLMESİN
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
YEREL SEÇİMLER İÇİN BİR DEĞERLENDİRME
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
LİBAS
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva