ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR
Şırnak'tan kötü haber: 3 şehidimiz var
Şırnak'tan kötü haber: 3 şehidimiz var
2 ilde 7 terörist etkisiz hale getirildi
2 ilde 7 terörist etkisiz hale getirildi
ABD Büyükelçiliği'den sosyal medyadaki iddiaları yalanlama
ABD Büyükelçiliği'den sosyal medyadaki iddiaları yalanlama
Danimarka ile ABD arasında Grönland gerilimi
Danimarka ile ABD arasında Grönland gerilimi
4 milyon liralık 'drone'lu hırsızlık
4 milyon liralık 'drone'lu hırsızlık
HABERLER>ÖZEL HABER
20 Temmuz 2019 Cumartesi - 07:07

"En çok arzu ettiğim şey yetişkinlere yönelik eğitimler"

BESTEDER Derneği Başkanı olan Hatice Topçu ile hem sivil toplumun önemi hem de BESTEDER’in faaliyetleri üzerine görüştük. Topçu, “Özellikle benim en çok arzu ettiğim şey yetişkinlere yönelik eğitimler. Şöyle açıklayayım biz çocuklarımızın tamamını okul öncesi eğitime yollamıyoruz" dedi.

 En çok arzu ettiğim şey yetişkinlere yönelik eğitimler

HALİL YATAR

Toplumun gelişmesini hızlandırmak için sivil toplum kuruluşlarına ihtiyaç var. Sivil toplum kuruluşlarının ise kamunun desteğine ihtiyaç duyduğu tüm dünyada kabul edilen bir durum. Sivil toplum kuruluşları; siyasi alandan kadın haklarına, eğitimden sağlığa her türlü alanda faaliyet gösterebilen, aynı hedefi paylaşan insanlar tarafından kurulan topluluklardır. Günümüzde, dünyanın neredeyse her yerinde yaygın olarak çeşitli sivil toplum kuruluşları görebilmekteyiz. Şu an ülkemizde faaliyet göstermekte olan, irili ufaklı birçok farklı alanda faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşu bulunmaktadır. Oldukça geniş bir yelpazeye sahip olan bu tip kuruluşlarda gençlerin rolünü tartışmak oldukça önemli bir yere sahiptir. Bizler gençler olarak geleceklerimizi milim milim inşa ederken, kendimizi geliştirmek adına ve her şeyden önemlisi önem verdiğimiz konu her ne olursa olsun, onun hakkında daha fazla bilgi almak, sahada bulunmak, gönüllü olmak için sivil toplum kuruluşlarını ve ilgili projeleri birer basamak olarak kullanmaktayız. Daha doğrusu kullanabiliriz aslında...

Dünya düzeni içerisinde artık devletler mutlak yön verici güçleri kaybetmeye başlamış ve birçok konuda çeşitli uluslararası kurumlar ve kuruluşlar karar alıcı ve yön verici konumuna gelmiştir. Artık dünya üzerinde askeri meseleler ve güvenlik meseleleri dışında daha farklı alanlarda da en az bu meseleler kadar önemli olan konular mevcuttur. Demokrasi ve insan hakları gibi değerlerin temsil edildiği en küçük birim olan sivil toplum kuruluşları hem ülke içinde hem de uluslararası alanda bir bireyin sesi olabilir. İyi yönetişim, sivil toplumun en önemli taşlarından biridir. Paragraf başında da belirtildiği gibi, dünya üzerinde her konu sadece bir ulusun çıkarlarını ilgilendiren bir konu olmayabilir. Tüm dünya insanlarının paylaşmakta olduğu evrensel meseleler de mümkündür: Çevre, insan hakları, kadın hakları, sağlık, eğitim. Tüm bu alanlar dünya üzerindeki her bir bireyi ilgilendirmektedir ve ulusal ya da uluslararası sivil toplum kuruluşları bu tip konuların en büyük temsilcisi olma görevine sahiptir.

Sivil toplum kuruluşlarını daha büyük bir çerçeveye oturtmak gerekir. Bir ülkede yaşayan insanlar kendi kişisel ilgi alanlarına göre, gönüllülük esasına bağlı olarak bir araya gelirler ve çeşitli çalışmalara ev sahipliği yaparlar. Ülkelerin yönetimsel birimlerinin manevi desteği ile de özgürlüklerin en büyük temsilcisi olan sivil toplum kuruluşlarının hem niteliğini hem kalitesini hem de verimliliğini artar. Bu açıdan bakıldığında, bugün Türkiye’de de çeşitli alanlarda birçok sivil toplum kuruluşu ve dernek hizmeti görmekteyiz. Ancak son zamanlarda bu kuruluşların etkisinin gittikçe azaldığı da gözden kaçmamaktadır. Özellikle ülkenin dinamik nüfusunun büyük bir bölümünü temsil eden gençlerin, bu tip kuruluşlara katılım sağlamadıklarını görmekteyiz. Yapılan etkinliklere katılım olmaması, üye sayılarının düşmesi gibi gelişmelerden dolayı bu tarz kuruluşlarının ilerlemesinin neredeyse durma noktasına gelmesi, bir kaç sivil toplum kuruluşu dışında yeni kuruluşların oluşmaması günümüz sivil toplum kuruluşları için gözlemlenen olumsuz gelişmelerdir.

Gençleri sivil toplum kuruluşlarına entegre etmenin en önemli adımı proje bazlı çalışmalar düzenlemektir. Bu şekilde gençler, bu tip projelerin birer parçası olarak, sorumluluk bilinçlerini geliştirmenin yanı sıra ilgi duydukları alanla ilgili çalışarak uzmanlaşma fırsatı da elde etmiş olacaktır. Tüm bunların yanında gençler, tecrübe edinmiş olup, ilgi alanında uzmanlaşmış kişiler ile tanışıp vizyonunu geliştirecektir. Herhangi bir sivil toplum kuruluşunun bir parçası olduktan sonraki süreçte gençlerin hayatlarının her alanında kullanabilecekleri becerilerinin de geliştiğini görmek mümkün olacaktır. Ayrıca tüm bunlara ek olarak, gençlerin sivil toplum kuruluşlarına üye olmaları bir domino etkisi olarak bu kuruluşlarında gelişimine katkı sağlayacaktır. Hiç şüphesiz ki bu süreç uzun bir süreç olmakla beraber, dünden bugüne değişiklik olmasını beklemek doğru olmayacaktır. Sivil toplum kuruluşlarının gelişmesi, yaygınlaşması uzun ve sistematik bir süreç gerektirmektedir ve bu gelişim süreci bireyin özgürlük haklarının gelişiminde çok önemli bir yere sahiptir.

Daha ilkokul seviyesinden başlayarak, çocukların kendi ilgi alanlarının tespiti ve bu ilgi alanlarının gelişiminin sağlanacağı bir eğitim almaları ve ailenin de bu konudaki teşvikleri oldukça önemlidir. Bu bağlamda, çocuğun kendini yönetebilecek yaşa geldiğinde ilgi alanına göre bir sivil toplum kuruluşuna üye olması, bu konularda çalışmalar yapması anlamına gelmektedir. Bir diğer deyişle sivil toplum kuruluşları gençlere kendilerini ilgi alanlarına göre geliştirebilmeleri için ortam sağlamaktadır. Günümüzde gençler ve sivil toplum kuruluşları arasındaki ilişki incelendiğinde, karşımıza çıkan en önemli nokta, kişinin ekonomik özgürlüğü artıp, gelecek endişesi azaldığında sivil toplum kuruluşlarına daha çok katılım sağlayabilmesi.

Bu durumu aşmak için atılabilecek en önemli adım üniversite bazlı projelerdir. “Kadir Has Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler ve Avrupa Çalışmaları Merkezi, İyi Yönetişim: Sivil Toplum ve Gençliğin Güçlendirilmesi Projesi”, sivil toplum kuruluşlarının ve gençlerin bu kuruluşlardaki rolünün anlaşılması açısından önemli bir projedir. Genç nüfusun kendini geliştirmesine ve ilgi alanı ile ilgili uzmanlaşmasına olanak sağlamasının yanında bu tarz projeler kişiye; zaman yönetimi, problem çözme, kritik düşünme, ve akademik yazım gibi bireysel yeteneklerini geliştirmesi için de yardımcı olmaktadır. 

Emekli bir eğitimci ve BESTEDER Derneğinin Başkanı olan Hatice Topçu ile hem sivil toplumun önemi hem de BESTEDER’in şu anki ve gelecekteki faaliyetleri üzerine görüştük. İşte o söyleşi;

Derneğinizin tüzüğünden biraz bahseder misiniz? 
Derneğimizin tüzüğü çok geniş. Eğitimden tutun spor, müzik, sanat, öğrencilere burs ve yardım, festival, uluslararası faaliyetler ve proje çalışmaları gibi çok geniş bir yelpazemiz var. Her türlü faaliyetin yapılabileceği bir dernek. Müzikle ilgili birkaç kursla başladık. Bağlama, gitar ileride piyano ve talebe göre de keman kursları olacak. Yine 7-8 güzel sesli arkadaşımız var onlarla koro çalışmaları yapıyoruz şu anda. Yeni yeni tanıtım yapıyoruz. Sanıyorum birkaç ay içerisinde daha canlı ve amacına uygun bir hal alacaktır derneğimiz. Gelişmiş toplumların en güçlü yönleri müzik, sanat ve kültürel faaliyetlerde ilerde olmaları. Bu anlamda ülkemize katkı sunmak tek amacımız. İnsanlar için 80-90 yaş çok önemli ama ülkeler ve toplumlar için 100-150 yıl çok kısa süreler. O yüzden toplumsal gelişmeler daha çok zaman alıyor ama bu tip sivil toplum faaliyetleriyle toplumsal farkındalığı oluşturmak ve toplumsal gelişmeyi hızlandırmak mümkün diye düşünüyorum. Aksi halde hakikaten içinde bulunduğumuz çağa baktığımızda zaman ve mekan olarak yaşadığımız çağın gerisindeyiz. Belki teknoloji olarak çok içinde gibi görünüyoruz ama pozitif bilimlerdeki gelişmeleri topluma çok zor kattığımızı düşünüyorum. 

Dernek faaliyetlerinden bahseder misiniz?
Bağlama kurslarımız başladı. Burada müzik öğretmeni arkadaşlarımız ve eğitmen arkadaşlarımız var. Onlar gelen gençlere bağlama, gitar gibi eğitimler veriyor. Yaz ayında olduğumuz için çok fazla gelen olmuyor yaklaşık 8-9 kişiyle başladık. Bizde yerimizi yeni tuttuk ve dizayn ettik. Özellikle benim en çok arzu ettiğim şey yetişkinlere yönelik eğitimler. Şöyle açıklayayım; Biz çocuklarımızın tamamını okul öncesi eğitime yollamıyoruz. 1. sınıfla birlikte aslında eğitim başlıyor fakat bilimsel bir gerçek var, kişinin gelişiminin en hızlı olduğu yaşlar 0-6 yaş arası. Siz çocuğu altı yaştan sonra alıyorsunuz yani %70’i bitmiş. %10’un’da bir kısmını sosyal çevre kazandırıyor. Biz geriye kalan yaklaşık %20 ile okullarda mucize yaratılmasını bekliyoruz. Aslında işte burayı dizayn etmemiz lazım. Eğitim süresini arttırıyoruz ya bunu geriye götürmemiz lazım. Gelişmiş ülkelerde bu eğitim süresi erken yaşlara doğru uzatılıyor. Hollanda’da okul öncesinde okullaşma oranı %100’dür. 3 yaşta da %70 civarında. Emekli olmadan önce bunları detaylı şekilde analiz etmiştim. Eğitim yaşını daha erkene çekmemiz gerekiyor. İkincisi de aileleri eğitmemiz gerekiyor. Çünkü siz ne kadar geriye gitseniz de en fazla 3 yaşa kadar gidebiliyorsunuz. 

Devlet politikası olarak hamilelikten başlayarak ebeveynlerin eğitilmesi gerekiyor. Annenin hamilelik sürecindeki beslenmesinden, doğuma kadar olan süreçte nelere dikkat etmesinden tutun da doğumdan sonra hangi yaşta hangi eğitimlerin kazandırılabileceğine kadar ebeveynlerin eğitim alması gerekiyor. Bu sadece annenin yükü değil babalar da eğitilmeli. Küçük yaşlarda özellikle okul öncesi çağdaki çocuklara hayatın doğal akışına uygun ortam oluşturulmalıdır. Bunun en güzel örneklerinden biri İtalya’da verilen Montessori eğitimi. Çünkü kara tahtayı kaldırıp akıllı tahta koymak eğitimde gelişme değil. Eğitimde gelişmeden bahsedildiği zaman hep bir fiziksel gelişmeden bahsediliyor. Şu kadar dersliğimiz vardı şu kadara çıkarttık gibi. Şu kadar insanımız şunları yaptı, şu kadar çocuğumuz dünyada şu projeleri yaptı. Yani toplumsal gelişmenin anahtarını okul öncesinden de geriye gitmeye ve aile eğitimlerine bağlıyorum. Çocukların potansiyellerini ortaya koymak adına çocukları kültür ve sanatla çok erken yaşlarda tanıştırmamız gerektiğini düşünüyorum.

Peki sanat ve bilimin önemi nedir?
Sanat ve kültür de bu pozitif bilimlerin uzantısı. Sosyal yaşam çok geriden geliyor. Bunun sebebi içinde bulunduğumuz zaman ve mekanı içiçe götürememek diye düşünüyorum. Aslında bunları yapabilmenin en önemli olgusu bilim. Bilim olmadan insanı bile anlayamazsınız. 

Gardner’in çoklu zeka kuramına baktığınız zaman insanların çok farklı zeka türleri var. Matematiksel zeka, duygusal zeka, dokunsal, estetik ve görsel gibi zekalar var. İnsanların çoklu zekasını değil de sadece tek bir zekasını baz alarak eğitim sisteminin oluşturulmasının insanların içindeki potansiyeli ortaya çıkartmaktan uzak olduğu kanısındayım. O potansiyeli ortaya çıkartmak için insanların bütün zekaları aynı anda kullanmasını sağlamak lazım. 

Bütünü göremediğiniz sürece yaptığınız bütün çözümler geçicidir. Kısa bir süre sonra o çözümler çöker ve asıl amaca ulaşamazsınız. Ben uzun yıllar kamuda yöneticilikte yaptığım için problem çözme becerimizde aynı şekilde.Ben daha hızlı çözümler bulabilme becerisine sahip olduğum için insanlar hayret ederdi. Bir sorunla karşı karşıya kaldığımız zaman o sorunu düşünüyoruz.Öngörülü olup bu sorunla karşılaşma durumunda ne yapabilirim diyen insanlar başarıya ulaşıyor. Çok boyutlu düşünen, birden çok zekayı aynı anda kullanabilen insanların planlama kabiliyetleri daha yüksek. Örneğin biz depremi yaşarız sonra depremi konuşuruz. Depremi zaten yaşayacağımız bilimsel olarak biliniyor tedbirleri depremden önce alsak daha az kaybımız olur.
Benim çocukluğumda Afganistan’da insanların yaşama süresi 37 yıldı, İngiltere’de de 80’lere yakındı. Ben hep bu farkın nedenini düşünürdüm çocukluğumda yani bunu dinle açıklama şansımız yok. Bunun sebebi Afganistan’da yaşan insanların aklını yanlış yönde kullanması, İngiltere’de yaşayan insanların daha doğru kullanması. Bunun sebebi bu kadar basit. Afganistan’daki insanların vizyonlarını çok geliştirememeleri ve resmin tamamını görememeleri...

Toplumsal gelişme için neler önerirsiniz?
İçinde yaşadığımız çağ aslında çok zengin bir çağ. İnsanların ve toplumların çok hızlı gelişebileceği, Türkiye’nin de konumu itibariyle üstüne çok şey koyabileceği çok güzel bir ülkemiz var aslında bizim. 
Türkiye’nin kendine özgü farklılıkları ve zenginlikleri var. Biz bu zenginlikleri onların elinden alıp tek tipleştirmeye çalışıyoruz. Oysaki bu farklılıkları doğru kullanabilsek hem kendi ülkemize hem de insanlığımıza daha çok katkı sunacağız.
Son yıllarda maalesef entellektüel de yetiştiremiyoruz. O yüzden kültür ve sanatı ne kadar ön plana çıkarırsak o kadar hızlı ilerleriz. Ben böyle düşünüyorum. 

 
Molozlar kalktı yapılaşma başladı
 
Ankara için hep birlikte başarı öyküsü yazalım
YORUMLAR
 Onay bekleyen 5 yorum var.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
"Dövme bir tutkudur"
Kendisinde yaklaşık 16 dövme olduğunu ifade eden Yıldırım, dövmenin yaptıran ...
Kuşadası'nda ne yenir?
Kuşadası’na giderseniz halk plajlarında mutlaka denize girmeli. İlçeye ...
Duygu ve düşünceleri vücuda aktaran sanat; Dövme
Dövme sanatının, duygu ve düşünceleri vücuda aktaran bir uygulama olduğunu ...
 
PTT ve Yunus Emre Enstitüsü’nün işbirliği
PTT ile Yunus Emre Enstitüsü arasında iş birliği protokolü imzalandı. ...
TSE logosunda yapılan aldatmacaya dikkat
16 yıldır elektrik ve elektrikli ev eşyası tamiri ve tesisatı işiyle uğraşan ...
Çin malları, eşya tamirini azalttı
16 yıldır elektrik ve elektrikli ev eşyası tamiri, tesisatı gibi işlerle ...
 
Turizmin kalbi Kuşadası
Yaz aylarında 2 milyona kadar çıkan nüfusuyla Kuşadası her yaştan ve milletten ...
Hiçbir ticaret erbabı zararına çalışmaz
Türk Veteriner Hekimler Birliği Merkez Konsey Başkanı Ali Eroğlu, ucuza ...
Dört yıl içinde kütüphane sayısı arttı
2014-2018 yılları arasında Halk ve Üniversite Kütüphanesi'nin sayısı arttı. ...
 
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
İNSANDA DİN VE AHLAK İLİŞKİSİ
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
HUZURUN ADRESİ: DATÇA
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
EKONOMİDE SON DURUM
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
SANAYİDE YAVAŞLAMA
R Bülend KIRMACI
R Bülend KIRMACI
BİR BAYRAM SÜRECİ
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
30. YILINDA BULGARİSTAN TÜRKLERİNİN 89 GÖÇÜ
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
KİRAZ, FINDIK, İNCİR, KAYISI ÜRETİMİNDE İLK SIRADAYIZ
Nesrin ÖZOĞLU
Nesrin ÖZOĞLU
İNSANA CAN OLMAK
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
DOĞAYA MÜDAHALE EDERKEN YOK OLAN BİZLERİZ
Hatice TOPÇU
Hatice TOPÇU
EKOLOJİK DENGENİN BOZULMASI VE İNSANLIĞIN GELECEĞİ
Esra SARI
Esra SARI
SAĞLIKLI BESLENEMEME SORUNSALI
Oğuzhan SARI
Oğuzhan SARI
GERİ DÖNÜŞTÜR
Arda ÇELİK
Arda ÇELİK
İDEAL ROL MODELLER!
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
SADE YAŞAMAK- 2
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
7 NEFS, 7 AKIL MERTEBELERİ
Av. Zeynep YETİŞGİN
Av. Zeynep YETİŞGİN
KARŞILIKSIZ ÇIKAN ÇEKTE ALACAKLININ HAKLARI
Halil YATAR
Halil YATAR
YAZ SONUNDA GELDİ
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
KAYIKÇI DEĞİL "MEKTUP KAVGASI"
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
İLKLERİN KADINI SABİHA RIFAT GÜRAYMAN
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
KOMŞULUK ÖLMESİN
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
YEREL SEÇİMLER İÇİN BİR DEĞERLENDİRME
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
LİBAS
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva